“Konstantiniyye mutlaka fethedilecektir.
Onu fetheden kumandan ne güzel kumandan,
o ordu ne güzel ordudur.”
Bu müjde zamanın rahmine düştüğü an,
görünen ve görünmeyen bir âlemlerde
Nûr ile karanlık karşı karşıya geldi.
Saflar iyice belirdi.
Bir yanda,
akıbetin yükünü omuzlayan
Sultan Murad Han.
Öte yanda,
insanların zaafını silaha dönüştüren
şeytanî bir akıl:
Maşrıki.
Ve esrarlı perdenin ardındaki oyunu sezen
büyük ârif, Akşemseddin Hazretleri
Devir amansızdı.
Suretler aldatıyor,
dostla düşman arasındaki hudut
giderek siliniyordu.
Peygamber müjdesi zuhur edecekti elbet.
Lakin o tarihî ana varıncaya dek,
kimler hangi surete bürünecek,
hangi sırlar ayan olacaktı?
İnsanlar, Cinler ve Sultan.